CERN'in Büyük Hadron Çarpıştırıcısı adlı deney sistemini dünyaya duyurduğu dönem benim üniversite geçmişimin son iki dönemine tekabül eder. Biz o vakitler kollarında beton gibi kitaplar, en az 4 numara ayarında pimapen emsali gözlüklerimizle koca koca amfilerde, mükemmel ötesi bilim insanlarının dilinden düşen kelimeleri havadan kapıp defterimize nakşeder, insanlığın bu en büyük deneyinin evreni anlamadaki etkisini Einstein, Tesla, Maxwell, Faraday, Hawking vs kuramlarıyla açıklamaya çalışırdık. İşte bu cümlede ben, ömrümün en akademik yalanını söylemiş oldum. Olay aslında şöyle gelişti. CERN'in Büyük Hadron Çarpıştırıcısı adlı deney sistemini dünyaya duyurduğu dönem benim üniversite geçmişimin son iki dönemine tekabül eder. Ben o dönemlerde, gündoğumuna kadar film yada dizi izlediğim, bir iki kitap dergi karıştırdığım, belki müzik eşliğinde sadece boş boş oturduğum için öğlen 13.30 derslerine yetişemezdim. Bu fazla iyimser, bazen 15.00 derslerine de bile isteye gitmedi...