15.11.14




Canım kızım 
Güzel kızım 
Adı denizden gelen kızım 
Koza gibi gizlenmeyi gösteririz insana 
Üç, beş demeyi yeter inan 
Hele bir seviver insanı 
Yetmeyecek kütüphaneler filan anlatacaklarını 
Göreceksin 

Canım kızım
Güzel kızım 
Adı denizden gelen kızım 
Diyeceğiz sana insan hakları 
O gün sakın açma gazeteleri 
Diyeceğiz sana kardeşlikten barıştan 
Dakikada binler ölüyor açlıktan 
Demeyeceğiz tabi 
En özgür gelişmiş ülkeler 
En sıkı silah kaçakçıları 
Onu artık sen bulacaksın."

13.4.14

Parizyen


Paris gerçekten Paris!

Centilmen İtalyan Stephane'ın orta çağdan kopup gelen harika evinde kalmak ise mükemmel! İzlediğim bütün Paris filmlerini tekrar seyretmeye başladım. Köprü Üstü Aşıkları birinci.. 

"From Paris With Love"

4.12.13

Şeyler




"çocuk e harfine yaslanmış uyuyordu 
sonra saçlarımız kapandı, denklerimiz bağlandı sonra 
boyuna ateşler söndü dağlarda 
bir yıldız boyuna söndü durdu 
çocuk insan seslerine yaslanmış uyuyordu 

o zaman ben atlıydım işte 
saçlarımda geceler morarırdı 
yorgun olamazdım çok uzaklardaydı yurdum çünkü 
boyuna tüfenkler doldurmuştum sularım girilmezdi çığlıklardan 
canavarlar besliyordum ulu bir askerdim sanki 

ve artık çirkinim 
uykularımda örümcekler üreyor şimdi 
gelmiş geçmiş bütün gölgeleri denedim 
ellerim hala pençe gibi 

düşler, tüfenkler ve ayaklar 
gözlerimi engel oluyor güneş."

(ismet özel / tüfenk)



( e harfine yaslanamamış çocuklara.. uyuyan adamlara..)




4.10.13

Bakagör #1



Endonezyalı bir bebek.. 
Annesini yeni emmiş, uykuya tenezzül ediyorken makineme bu çeşit atarlı pozlar vermekten geri durmadı, Allah ona güzel ömür versin.. 

O mahzun, o sanki her şeyden haberdar bilge bakışı..

Bunu zamana kaydetmek için bir Henri Cartier- Bresson olmaya gerek yokmuş, anladım. "Çek beniiiii" diyen durumlar zaman zaman işimizi kolaylaştırıyor. 

Aman da adiloş bebe!

29.9.13

İşte "O Zamanlar Anadolu"



Taşranın boz renkli sıkıntısı temelli, anne ve babanın ömür denilen çarkta dönerken çıkardığı kulak zarına zafiyet ses ve bu çarkı durduramamanın verdiği büyük çaresizlik (bizim büyük çaresizliğimiz), yola birlikte revan olunan ama yolda bırakılan dostlar, üstüne kıvamlı tükürülesi devlet sahtecilikleri ve bütün bu keşmekeşin ortasında insan olmanın dayanılmaz ağırlığı..

Kim demişti hafiftir diye?

15.9.13

"Öğretmeye dair" Cibran'a gönderme



Yeni eğitim-öğretim yılına selam olsun!



RESİM DERSİ


1
Boya kutusunu önüme koyuyor oğlum
Bir kuş çizmemi istiyor benden
Kül rengine batırıyorum fırçayı
Bir dörtgen çiziyorum, üstüne bir kilit ve çubuklar
Oğlum, gözleri dehşet dolu, diyor ki bana:
"Ama bu bir hapishane...
Yoksa bilmiyor musun baba, kuş çizmeyi sen?"
Oğlum, diyorum ona, ayıplama beni
Kuşların biçimini unuttum inan.


2
Kalem kutusunu önüme koyuyor oğlum
Bir deniz çizmemi istiyor benden
Kurşun kalemi alıyorum
Siyah bir daire çiziyorum
Oğlum diyor ki bana:
"Ama bu siyah bir daire, baba
Deniz çizmeyi bilmiyor musun yoksa?"
Ona diyorum ki: Oğlum
Eskiden deniz çizmekte ustaydım
Ama bugün...
Oltayı aldılar benden
Av yaklaşmıştı oysa...
Mavi renkle konuşmamı da yasakladılar
Özgürlük balığını yakalamamı da.


3
Resim defterini önüme koyuyor oğlum
Buğday başağı çizmemi istiyor benden
Kalemi alıyorum
Bir üçgen çiziyorum ona
Resim sanatındaki bilgisizliğime şaşırıyor oğlum
Şaşkın şaşkın diyor ki:
Üçgenle başak arasındaki farkı bilmiyor musun baba?
Ona diyorum ki, oğlum
Eskiden başağın biçimini bilirdim ben
Somunun biçimini
Gülün biçimini..
Ama bu metalik çağda
Ormanın ağaçları
Silahlı adamlara katıldı ya
Güller, lekeli giysilere büründü ya
Silahlı başaklar çağında
Kuşlar silahlı
Kültür silahlı
Din silahlı
Bir somun alsam
İçinde tabanca buluyorum
Bir gül koparsam bahçeden
Silahını dayıyor burnuma
Bir kitap alsam kitapçıdan
Parmaklarımın arasında patlıyor...


4
Yatağımın kenarında oturuyor oğlum
Bir şiir okumamı istiyor benden
Gözümden bir damla yaş düşüyor yastığa
Korkuyla izliyor oğlum ve
"Ama baba diyor, bu gözyaşı, şiir değil!"
Ona diyorum ki:
Büyüdüğün zaman oğlum
Arap şiir kitaplarını okuyunca
Sözcükle gözyaşının kardeş olduğunu göreceksin
Ve Arap şiirinin yalnızca
Parmaklar arasından çıkan
Bir damla gözyaşı olduğunu...


5
Oğlum kalemlerini, boya kutusunu önüme koyuyor
Bir yurt çizmemi istiyor benden
Fırça titriyor elimde
Ağlayarak düşüyorum...


Nizar Kabbani (Hani Suriye yok mu Şam, ordan)

8.9.13

Van Gach!



Seviliyorsun adamım.

Köpekler!



Dustin Hoffman benim için oyuncu camiasının tartışmasız bir numarası. Ortalama bir saf-cesur kahraman çizgisinde her zaman hayreti mucipliğini korur gözümde. Midnight Cowboy ise benim için bütün Hoffman filmlerinin doruk noktasıdır. Fakat şimdiki meselem Dustin Hoffman'ın erken dönem sinemasına denk gelen 1971 yapımlı Straw Dogs, Türkçe'ye çevrilmiş haliyle Köpekler filmi. Remake garabetine uğramış 2011 versiyonu da bulunan film, "herkesin bir kırılma noktası vardır" temasında sessiz atın çiftesi pek olur güzellemesi yapıyor. Kim demiş, cow denilecek mesabede pozitif bilimlere kendini adamış bir ultra zihin, insanlığın o çirkin ve hayvan üstü şiddetine vasıl olamaz? Bütün o ılımlı ve gani sabırlı hallerine rağmen bir insan nasıl kendisinin bile hayretine sebep vahşetin baş mümessili olabilir? Başta demiştim, Dustin Hoffman öncelikle saf akabinde cesura bürünerek, bir cinnetin nasıl da her şeyi çözebildiğini -tabii ki pozitif bilimler ışığında- gösteriyor izleyene. Zeki ama vasat erkek-aptal ama güzel kadın ilişkisinden doğacak gediğe yerleşmeye çalışan parazitlerin hücumu ve bir cinnet suretinde yapılan kontratak.... Nihayetinde evin yolunu unuturcasına kendinden uzaklaşmak..

Oluyor böyle şeyler..

*İşbu, filmin yüzeysel ana fikri bu kadar olup, detayı izleyicisine bırakılmıştır. 

5.9.13

Spear the bear!




Vahşi hayvanatın sevimli yavrusu olmaz şiarından mülhem, Mr. Teddy'nin yüce gönlünden neşet etmiş Mr. Teddy Bear artık çıkmalı koynumuzdan..

Ayıcık "salındığı" inine tekrar sokulmalı.

"Ayıyı alın!"

11.10.12

Şimido gurban niye doğdun?

Ömrümüz yaşama adapte olmakla geçiyor. Sözüm ona bi çuha çiçeği, bir himalaya tavşanı gibi. Nihayetinde başaramadığımız şey de değil. İnsan ölümü bile bastırma dürtüsünün altına gizlediğine göre her şeye de çok da güzel çok da iyi alışırız tamam mı? Arkadaş "kabirde sana amelin arkadaşlık eder, sıkılmazsın" dedi. Arkadaşlık ilişkilerimin zayıflığından dem vurmadım, cesur görünüp korkak yaşamaya da alışabilen bir varlık olabilir insan. Himalaya tavşanı bunu yapamaz misal. Tavşanlığını bilsin.

Hazret ve taze emekli Warren Schmidt de ölümüne yakın oturmasına, kalkmasına, yemesine, içmesine, arabaya giderken anahtarı eline almasına bile gıcık olduğu 43 yıllık eşine de alışmıştır bir yerde. Fakat muhabbetin fazladan öte fazladan ziyadesi zafiyet de verebilir nevinden "evimde yaşayan bu yabancı da kim?" sorusuna müteakip tez zamanda eşi ölür. Schmidt'e düşer nanaylar..

Başlangıçta, bunca yıldır hakimiyeti altında hissettiği eşinin ölümünü hasır altı mutlulukla karşılar (ayakta işeyebilmek gibi) fakat zamanla bu yalnızlık durumu onu hayatta tek bir kişinin bile hayrına dokunur bir iş yapıp yapmadığı sorgusuna çeker. Uzaktan yetiştirim tarzı bakımını üstlendiği afrikalı Ndugu'ya yazdığı mektuplarla, çok da dokunmadığı hasletlerine erişir. Sümüklü ellerini başına sildiği çocuktan sebep cenneti kazanan adam gibidir o. Ama iyidir o da arkadaşlar gibi, özünde.

Schmidt yalnız adam, su yatağında yatamaz adam, damadını sevmez adam, karısı 42 yıl sonra ölen adam..

O bile ağladı.

Âlâkeder

© _iyi ya. 2013 - -