11.9.11

Hayatlamak

Hayat, kendine atfedilen tanımlamalardan dolayı bu kadar sıkılgan olabilir mi acaba? Az rahat ver, bunaltma, geri kaykıl mı diyordur kendince? Hem hayat ve virgülün bu sıkı muhabbeti nereden geliyor esasen? 

Kendinden bol ögeli, iddialı bir cümle üretme gailesinde olan insanoğluna karşı uyguladığı, kemer sıkma politikası sonucunda hepimiz sıfır noktasındayız bedenin. Zihnimizin bedenini bizzat hayata daralttırdık, hayatı asılda anlamaya çalışırken detayda yok saydık. 'Hayat aslında..' diye başlayan cümlelerin nihayet babasına geldik.. 

Hayat bir cümle kadar uzun değil ki.. Ahanda güvercin balkonda öldü işte. Fenle ilişkimi kinayeyle karışık kahkahayla sorguladı evdaşım. Ben nasıl filede asılı ve ölü olarak salınan güvercini alıp atamazmışım oradan. Hadi oradan, ölüm yakar eli diyemedim. Başını vermeyen şehit hikayesine benzedik sonra, evlat sahibi güvercin başını vermedi, elinde çöp poşetiyle kendini zorlayan insanata. Bedeninden ayrılan başı şu sıralar yumurtadan taze çıkmış iki yavrunun yamacında mutmain midir acaba? Anne miydi o, baba mıydı; iyi bilirler miydi onu da? Allah'ım benim mi bu çizgili yüz? Çok mu çirkinim, ben, kendim? Ben böyle file germeyi kimden öğrendim? Yine mi Dr. Otiker?

Geçelim. 

0 Yorumcu:

Yorum Gönder

Âlâkeder

© _iyi ya. 2013 - -