3.8.11

"Alem denilen donuk ayna!"

Mihriban'dır o.

Türküdür.

"Her nesnenin bir bitimi var" önermesini kurduktan sonra bağlaca sarılıp "ama.." diyerek o, gönülleri uyuşturan altın vuruşunu yapar. Mihriban'ın deli gönüle deli düğümü gibi sarılmış sarı saçları, tabiplerde kati surette bulunması muhtemel olmayan ilacı vardır da; bitimli nesnelerin nazarında hudutsuz enginlikte bir sevdası da vardır. 

"Aşka hudut çizilmez Mihriban!"

Dilime Mihriban'ın saçları gibi dolanan Türkü Mihriban, Hikmetlerin Özü'nü idrak etmeye çalışırken Adem kelimesinin aslına gizlenmiş İlahi hikmette hatırıma düştü. 

"Çünkü seyredilen yerin verdiği biçimde, seyredenin kendi benliği görünür" diyordu Şeyhü'l Ekber. 

"Her nesnenin bir biçimi var" dedim fikrimden, bu coşkun suyu görünce. Sonra her nesnenin biçiminden biçim alan sair nesneler var diye ulandı fikrim. Durgun suda zerrelerin hareketsizliğiyle, akarsuda hareketiyle biçim alan suret hiçbir zaman aynı olmayacaktır da dedim. Varlık kendini surette tanıdığına göre, kendi seyrine dalacağı aynasını kendi özünden seçmelidir diye de içlendim. Suya bakıp kanamamak, suda kalıp çıkamamak, vahdetle vücut olmak.. Mihriban'ın sarı saçlarında kendini seyretmek. Hepsi makul kendi aynasını bulana..

Aşk deyince ötesini aramamalı Mihriban. 
Kendini seyretmeli kendi aynasında..

0 Yorumcu:

Yorum Gönder

Âlâkeder

© _iyi ya. 2013 - -