7.12.10

Bakara mısınız?

Geçtiğimiz ilkbahar gibi İzmir'in kapitalist hortlaklarının samanlığı olan muhtelif yerlere renk be renk, çeşit be çeşit hommana timsali- şişkin memeli inekler yerleştirilmişti. Sanırım bunu hemen hemen bütün büyük şehirlerde üç binden fazla sanatçı dört binden fazla eser mottosuyla yaptılar. Misal, Sevinç'in önüne klasik eşdost bekleme sebepli gidiyorsunuz, bir önünüzde, bir çarprazınızda, iki arkanızda sözde tasarım harikaları besili mondofonlar var. Çoluk çombalakla olaya dahil olan güruhun içindeki 'ilginç yerlerde bir foto patlatma' güdüsünü kışkırtan tasarımlarıyla pek çok vatandaşı önünde dikme ve sırıttırma kudretine de sahipti bu inekler. Her birinin altına düşen notlarda da bilhassa bu nokta üzerinde; 'ailenizle, arkadaşlarınızla sair hoşbeşinizle önünde dikilin, en fiyakalı pozunuzla sırıtın diye koyduk bunları buraya' minvalinde durulmuştu. Her gün Alsancak sokaklarına bünyeyi atan kalabalık arasında, bütün haşmetiyle dikilen koca koca ineklerin farkındalığı zamanla seyrelmiş, bir zaman sonra hepsi muhitin dekor nesneleri haline dönmüştü. Alışmışın hali kudurmuşun pürmelali gibi, bir süt firmasının "işte sevinin, foto çekinin, sırıtın" diye şehrin Alsancak ve Karşıyaka gibi çeyrekli, buçuklu yerlerine inekleri dikmesi olağanlığın hışmına uğradı sonunda. Yaklaşık iki aydır İzmir'deki şişkin memeli  ineklerin durumu nedir malumatım olmadı ama yerden yaklaşık iki metre yüksekte oturur konumdaki altın rengi inek hep aklımda kaldı. 
Adamlarını, şaşırmış beşerin üzerine salmış mağrur bir komutan edasıyla, uzaklardan bir yerden olan biteni seyreden, hem de altın rengi ulu inek! 

Masumiyetin ziyan olmaz. 
Müsterih ol.

0 Yorumcu:

Yorum Gönder

Âlâkeder

© _iyi ya. 2013 - -