7.11.10

Big Brother'dan izlenimler..

Yeni Radikal'in hızlı başlayıp ve şu ana kadar da birkaç istifa haricinde büyük yılgınlığa düşmemesi şahsen beni istikrarla devam dahilinde güzel işlerin olacağına inandırıyor. Özellikle "Savaşma Konuş Diyen Beşyüz Bin Radikal Aranıyor!" kampanyasının şu kangren girdi girecek tedirginliğindeki açılım sürecine taze kan getireceğine inanıyorum. Tabi, illaki birer devletlü olarak 500bin sayısını bir günde devirebilir olsaydık, şu hep 'oturmadı ,tüh gene oturmadı' dediğimiz demokrasi hakkında daha ümitvar olabilirdik. Herneyse..

Bugün işbu Yeni Radikal'den Yıldırım Türker'in yazısını okuyunca, savaşın görür gözün ötesinde, her türlü zayıflığın üzerine nasıl temellendiğinin farklı bir boyutunu da kavramış bulundum. Şöyle diyordu yazısında Yıldırım Türker:
...Çünkü uygarlığıyla karşımızda sırıtaduran dünyanın en itici bulduğu kelimelerden biri BARIŞ olagelmiştir. Barışın savunulması, politik bir hareket olarak da en tehlikeli sistem karşıtlığı olarak görülür. Çünkü barışı savsöz olarak benimseyenler elbette sadece dünya üzerinde dostluk ve dayanışmanın sözcülüğünü üstlenmekle kalmayıp bütün sistemin işleyişini sorgulamakta, üstüne kurulu olduğu iktidar makinesini kurcalamaktadır.
Savaş, dünyanın hızına ayak uyduramayanların, yüzyıllar boyunca üstünde tepinilmiş insanların, kalabalık yapanların, kirli, çirkin, siyah olanların, işsiz, az beslenen, cahil olanların nüfusunu kontrol edebilmek için arada başvurulan bir temizlik harekâtıdır. Savaşlara yoksullar gönderilir. Yoksul ülkelerin yoksulları birbirine kırdırılır. Dünyanın dengesi yeniden kurulur.
Ya da bir ülkenin yoksul çocukları birbirlerine kırdırılırlar. Toplumun ayakta kalabilmesi için onların kanına ihtiyacımız olduğunu anlatır durmadan, ölüm tacirleri. Gerçekleri görmezden gelmemiz, uğruna her şeyin mubah olduğu zafere birlikte koşabilmek için ölüm tacirlerine inanmamız gerekir.
Çocuk ölülerinin üstünde soğukkanlı hesaplar çıkaranlar, kirli pazarlıklarına bütün toplumu ortak etmek ister.
Mark Twain, bizi ta oradan, geçen yüzyılın başından doğru uyarır: “İnsan, yüzü kızaran tek hayvandır. Ya da kızarması gereken.”(06.11.2010)

Bu sözler üzerine George Orwel'ın 1984'ünü okumak yada kolayına kaçarak filmini seyretmek tamamlayıcı olacaktır diye düşünüyorum. O olmazsa Terry Gilliam'dan Brazil de olur. 
Nasıl olsa Büyük Birader her ikisinde de başrolde.

1 Yorumcu:

Âlâkeder

© _iyi ya. 2013 - -