9.5.10

Bugün Mayıs'ın 2. Pazar'ıymış..

İlkokuldayken şiir yazardım. Şiirin kafiyeden müstakil olduğunu sandığım zamanlardı. Ama şairliğim küçük olarak küçüklüğümde kaldı. Sonrasında çok şiir okudum ama şiir yazmaya kalkışmadım bir kaç karalamadan öte. Öğretmenler Günü, Anneler Günü, Cumhuriyet Bayramı, 10 Kasım.. Her birine yazılmış şiirlerim mevcuttu ama o çocuk ellerimin değdiği mısralar ben büyümeden kayboldu ortadan. 
4/B sınıfındayken okul şiir yarısmasında birinci olup, Atatürk köşesine iğnelenen öğretmenler günü şiirimdi. Anneme de yazmıştım şiir. Anneler günüydü.. Zor okumuştum sınıfta şiirimi, ben üzülünce ağlayan bir arkadaşım vardı, ağladı."Sana ne oldu ki?" dendiğinde yaşına bakmadan malum yalana koşardı: "gözüme bi'şey kaçtı.." Şimdi nerededir, ne haldedir bilmediğim bu arkadaşı ağlatan ne oldu hiç bilemedim. Rastlasam bir yerde, ilk sorum şu olur: "Neden ki neden, bir çocuk bir yalana sarılıp göz yaşı döker? Nedir bu his?" Belki o da unutmuştur hissini de, ağladığını da kim bilir?
Annem işe yaramayan defterleri hep yakardı, şiirimi de kesin yakmıştır o defterlerin içinde. Büyüyene kadar içine hüzünlerimizi yazdığımız  o defterlerle,  şiirlerimiz, kompozisyon ödevlerimize döktüğümüz çocukluk hasletlerimizle ısındık biz, şimdi üşüyoruz. Çocukluğum da o defterlerle yandı işte benim.. 
İşte bu yüzden, sırf bu yüzden, ne zaman anneler günü gelse burnuma yanık şiir kokusu geliyor..



Bugün 'Anneler Günü'ymüş. Yıl olmuş
şuramda pıhtılaşan yara. Bir gül
aldım, zifiri çingene kızından;
savurdum komşu köşkün terk edilmiş
bahçesine. 'Yeşert' dedim her yeri. 


Ahmet Oktay

1 Yorumcu:

Âlâkeder

© _iyi ya. 2013 - -