29.3.10

Uykuda ölüm en güzeliymiş diyorlar..

Bir şarkı çalıyor kendime. Çayım soğumuş, tenezzülden yoksun varlığına isyan.
Oturmuşum ölen zamanlarımın ağıdına ağlıyorum.
Kendi dağılmışlığıma, dirhem dirhem eriyişlerime ithaf-en- dokunaklı bir yuğ töreni.
Sadece bana ve sadece benim bu tepesine balballar dikilmiş mezar.
Ben; gözünü uykuya dikmiş, gözünü uykudan sakınmayan, -uykuya uyanmış gözleri mahmur-..
Kendinden ve gailesiz dünyadan en konforlu kaçış yöntemi: uyku!
Kimseden yoksun bir evdeki tek varlığı da berzah alemine yollayıp en sessizlerde salınmak..
Uyku ölümden farklı değilmiş. Bunu benden başka dillendiren en bilimsel veriler varmış.
Sonra Nietzsche ne dermiş, uyku öyle bişeymiş ki haketmek için bir gün boyunca uykusuz kalmak gerekirmiş..
Uyku kendi kaçışlarıma nüktelediğim bir tenden sıyrılma yokolma biçimi benim için. Bi nevi hokus pokusun ardından gelecek “ceee!!” lafzını en şiddetli tona bürüyecek kudrette bir med cezir hali.
Öl-diril-öl ve tekrar diril... Sonra en çok öl.. Sessizlik.. Biri “ceee!!” dese..
Demez, uykunun damarlarını delip derinlere salınmıştır yalnızlık.
Uyku ölmüştür, ölüm doğmuştur.

İyi ki doğmuş(mu)dur.(?)

0 Yorumcu:

Yorum Gönder

Âlâkeder

© _iyi ya. 2013 - -